What a Great Game, You Should try

2 Kasım 2011 Çarşamba

YENİ BİR GENÇLİK HAREKETİ START ALDI

Yeni bir gençlik hareketinin startı verildi. İslami değerlere bağlı bir gençliğin yetiştirilmesi için başlatılan çalışmalar ilk meyvesini verdi.


Silivri Family Otel'de toplanan Gençlik Çalıştayı 2 günlük yoğun bir çalışmanın ardından ilk somut adımı attı.
Bir grup idealist Müslüman'ın biraraya gelerek başlattığı ve bugüne kadar "Gençlik Çalıştayı" adı altında yürütülen çalışmalarda, faaliyetleri organize edecek bir Tertip Heyeti belirlendi.
Silivri Family Otel'de gerçekleştirilen çalıştaya Türkiye'nin birçok ilinden ve KKTC'den katılımcı oldu. Nurettin Yıldız ve Ömer Korkmaz'ın konuşmacı olarak katıldığı çalıştayda Nurettin Yıldız, "gençlik çalışmalarında fikri ve manevi boyut" konulu bir konferans verdi. 

Çalıştayda “Çalışma Alanları, Hareketin Fıkhı, Yapılanama Modelleri, Mali Politikalar ve Kurumsal Kimlik” gibi başlıklar altında çalışma masaları oluşturuldu.
Bülent Yıldırım, Mustafa Şen, İsmail Haskul, Ömer Karaoğlu, Mehmet Ünal, Halit Bekiroğlu ve Ali Sezai Bağçe gibi isimlerin de misafir olarak katıldığı çalıştay sonunda şu bildiri yayınlandı:
"29 Nisan – 1 Mayıs 2011 tarihlerinde, Bolu-Koru Otel’de gençlik çalıştayı düzenlenmiştir. Bu çalıştayda bir gençlik çalışmasına ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiş ve bu çalışma ile ilgili istişarelerin genişletilerek sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.
Bu kapsamda “Yeni Bir Dünya İdealine Öncü Türkiye” başlığı altında 2. Gençlik Çalıştayı 29-30 Ekim 2011 tarihlerinde Family Otel/ Silivri’de gerçekleştirilmiştir. 2. Gençlik Çalıştayı’nda Türkiye’nin birçok ilinden ve KKTC’den toplam 120 kişinin katılımı ile bir “Genel Kurul” oluşturulmuştur.
Çalıştay’a “Gençlik Çalışmaları / Fikri ve Manevi Boyut” konulu konferansı ile Nurettin YILDIZ, “Gençlik Çalışmaları / Aksiyon ve Uluslararası Boyut” konulu konferansı ile Ömer Faruk KORKMAZ katılmışlardır.

Katılımcılar, “Çalışma Alanları, Hareketin Fıkhı, Yapılanama Modelleri, Mali Politikalar ve Kurumsal Kimlik” başlıkları ile oluşturulan masalarda tercih yaparak görev almışlardır.
Çalışma masalarında müzakere edilen hususlar Genel Kurula sunulmuş ve oylanarak karara bağlanmıştır. Genel Kurulda alınan kararlar uyarınca, kurulacak yapının tüzel kişiliğini oluşturmak ve yetkili organlarını teşekkül ettirmek üzere ‘temsili bir heyet’ seçilmiştir."



ÇUKURCA SALDIRISI KORUCU İHANETİ

Terör örgütü mensuplarının 24 Mehmetçik'in şehit olduğu Çukurca saldırısını korucu elbisesiyle gerçekleştirdikleri ortaya çıktı. Bazı korucuların örgüte destek verdiği anlaşıldı.

Saldırı sonrasında bölgede görevli Jandarma İstihbarat birimleri tarafından olayın özellikle şehir merkezinde nasıl gerçekleştiği üzerinde geniş çaplı bir araştırma yapıldı. ilçeye giriş ve çıkışlar yakın takibe aldı. Özellikle kamu binalarındaki güvenlik kameraları başta olmak üzere çevredeki işyerlerinde bulunan kamera görüntülerine incelenmek üzere el konuldu. Yapılan incelemede, bölgede görevli bazı korucuların terör örgütü üyelerine lojistik destek verdikleri tespit edildi. Jandarma İstihbarat, bazı korucuların örgüt üyelerinin ilçeye girişlerini kolaylaştırmak için elbise temin ettiklerini belirledi. PKK'lıların da koruculardan temin ettikleri kıyafetlerle şehir merkezine sızdığı kaydedildi. Dikkat çekmeden saldırı anını bekleyen örgüt üyeleri, havanın kararmasıyla birlikte farklı noktalardan hedefe ateş açmaya başladı.

Öte yandan istihbarat birimleri, Şırnak sınırında mayıs ayında öldürülen 12 PKK'lının cenazelerini almak için bir araya gelen örgüt sempatizanı kişilerin yaptığı eylem görüntülerini mercek altına aldı. Askere tepki gösteren kişiler arasında 20'ye yakın korucunun da olduğu ortaya çıkarıldı. Korucuların maaşları kesilerek ve haklarında hukuki süreç başlatıldı.

Ayrıca, Hakkâri'nin Çukurca ilçesindeki 24 askerin şehit düştüğü PKK'lı teröristlerin hain saldırısıyla ilgili bazı teröristlerin sivil halde bölgedeki evlere sığındığı iddia edildi. Yaklaşık iki ay önce Hakkâri'de yakalanan Hogir kod adlı terörist de bölgedeki 'özel kuvvetler' adını verdikleri bazı sivillerin saldırı zamanlarında kendilerine destek olduklarını anlattı.

ZAMAN



İHA'LARLA İLGİLİ BİR ŞOK DAHA

İHA'ların durumu çok daha vahim! İnsansız hava araçları gerçekten 'insansız' kaldı çünkü...

PKK, 19 Ekim 2011 günü gece 01.00'da Hakkari'nin Çukurca İlçesi'nde 8 ayrı stratejik noktaya saldırdı. Saatler süren çatışmada 24 güvenlik görevlisi şehit oldu. Şehit cenazelerinde, sadece kaybedilen gencecik hayatların değil barışa dair umutların ardından da ağıtlar yakıldı.
Korkunç saldırının ardından herkes aynı soruyu soruyordu: İnsansız Hava Araçları (İHA), sınırdan geçen ve 8 ayrı noktaya saldıracak kadar organize olan yüzlerce PKK'lıyı nasıl göremedi?
Genelkurmay, Çukurca saldırısının ardından yaptığı ilk açıklamada şu ifadeleri kullandı: Saldırı haberinin öğrenilmesi üzerine Hakkari'deki Kobra helikopterleri, ambulans helikopterleri ve uçarbirlik harekatı için Sikorsky genel maksat helikopterleri hazır edilmiştir. Ayrıca bölgeye İnsansız Hava Aracı (İHA) sevk edilmesi emredilmiş, ancak İHA kötü hava şartları nedeniyle Batman'dan havalanamamıştır. Hava şartlarının düzelmesi ile birlikte, İnsansız Hava Aracı saat 15.26'dan itibaren Çukurca bölgesinden görüntü aktarmaya başlayabilmiştir...
Meydana gelen bu olaylar üzerine hain eylemi gerçekleştiren terör örgütü üyelerini bularak etkisiz hale getirmek maksadıyla yurt içinde ve sınır ötesinde (Irak kuzeyinde) toplam beş ayrı bölgede komando, Jandarma Özel Harekat (JÖH) ve Özel Kuvvetler'den oluşan toplam 22 tabur ile geniş kapsamlı hava destekli kara operasyonlarının icrasına başlanmıştır...

UÇAKLAR BATMAN'DA YATIYOR
Konumuz o açıklamada da değinilen İHA'lar ve neden uçamadıkları... Açıklamada İHA'ların kötü hava koşulları nedeniyle uçamadığı belirtiliyordu. Doğru... 30 bin feet'te 24 saat uçabilen İHA'ların termal kameraları, bulutlu ve kapalı havalarda görüntü alamıyor. Zaten İsrail'le imzalanan satış sözleşmelerinde araçların hangi hava koşullarında uçabileceği de yazıyor. Ancak İHA'larla ilgili gerçekler bununla sınırlı değil!

Gelin, yılan hikayesine dönen İHA mevzuunu şöyle bir hatırlayalım...Hava KuvvetleriKomutanlığı (Hv.K.K.) envanterinde 10 HERON var. HERON'ların teslimatı gecikinceİsrailile Türkiye arasında kriz yaşanmıştı. Bu aradaKara KuvvetleriKomutanlığı (K.K.K.) da, 3 adet İHA satın almıştı. Sonunda HERON'lar da geldi ama Hv.K.Kb'nın satın aldığı 10 HERON'un 6'sı arızalı çıktı. Gövdeleri Batman'da yatıyor. Motorları ise aylardır İsrail'de, tamirde...

İSRAİL PERSONELİNİ ÇEKİNCE...
Başbakan Erdoğan, İsrail'e bakım için gönderilen ve bir türlü geri verilmeyen 6 adet HERON tipi insansız hava aracıyla ilgili ne demişti? 'Savunma sanayi noktasında şu ana kadar aramızdaki anlaşmalara sadakatleri yoktur. Mesela aramızdaki sıkıntılar sebebiyle insansız hava araçlarımızı hala bakımını yapıp geri göndermemişlerdir. Bunlar ahlaki midir?' Başbakan'ın bu sözlerine hemen yanıt veren İsrail Savunma Bakanlığı, yaptığı resmi açıklamada HERON'ların bakımının sürdüğünü söylemekle yetinmişti.
Öğrendiğimize göre Hv.K.K.'da kalan 4 HERON'un 3'ü verimli kullanıyor, 1'i ise ara ara uçuyor. Tıpkı HERON'lar gibi K.K.K.'nın İHA'ları da Batman'da konuşlu. Onların durumu ise çok ama çok daha vahim! Çünkü uçamıyorlar!!! İnsansız hava araçlarının gerçekten 'insansız' kalmasının ve havalanamamasının sebebine gelince... İHA'ların kullanımına ilişkin eğitim henüz tamamlanamadan Türkiye-İsrail krizi patladı. Mavi Marmara baskınının ardından İsrail kendi personelini geri çekince bizim İHA'lar karaya mahkum oldu.
K.K.K.'ya ait İHA'ları İsrailli personel kaldırıp indiriyordu. TSK personeli araçları ancak kaldırıldıktan sonra uçurabiliyordu. Yani İHA'larla istihbarat toplayabilmek için İsrailli personele muhtaçtık! Onlar çekip gidince İHA'lar hangarlarda kaldı.

AKŞAM



ASKERLER CEMAAT HALİNDE NAMAZDA

Cemaat halinde namaza duran asKerlerin fotoğrafı internet dünyasının gündemi oldu. Açık alanda namaza duran 48 askerin dağ başında olduğu iddiası ise tartışma çıkardı

Cemaat halinde namaz kılan askerlerimizin fotoğrafları internet dünyasının yeni gündemi oldu. Sosyal paylaşım sitesi twitter'da yayılan karede, 48 asker düz bir damın üstünde, 5 saf halinde cemaat yaparak namaz kılarken görüntülendi.
Fotoğrafın "Mehmetçiklerimiz dağ başında namaz kılarken..." diyerek sunulması ise tartışıldı. Görüntü, "Askerimiz ibadetlerini her ortamda yapabilmeli ama bir bölük askerin açık hedef gibi, dışarıda namaz kılması ne kadar doğru" yorumlarını da beraberinde getirdi.
Çok paylaşılan bu fotoğrafın nerede ve ne zaman çekildiği ise belli değil. Kamufulajlarının üst kısmını ve botlarını çıkarmış halde, bir yapının düz çatısına serilen kilimler üzerinde namaza duran askerlerin görüntüsü için sosyal paylaşım sitelerinde; "İşte peygamber ocağı... Mehmetçik dağda namaz kılarken..." ve "Çanakkale sonrası namaz kılan İlk asker görüntüleri" şeklinde yorumlar yapıldı.



KAMUDA İŞÇİ-MEMUR AYRIMI KALDIRILIYOR

46 yıllık 657 sayılı yasayı değiştirmek için başlatılan çalışmayla kamuda memur-işçi ayrımı da kaldırılarak 'kamu çalışanı' unvanı getiriliyor.

Kamu çalışanına 'ne kadar iş o kadar zam' dönemi geliyor.
Hükümet, eşit işe eşit ücret ve intibak yasalarının ardından, 46 yıllık 657 sayılı devlet memurları yasasını değiştirmek için de düğmeye bastı.
Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı, Maliye Bakanlığı ve diğer kamu kurumu temsilcilerinden oluşturulan komisyonun üzerinde çalıştığı yasal düzenleme ile kamudaki memur-işçi ayrımı kaldırılarak, kamu çalışanı unvanı getiriliyor.
Yine düzenlemeyle kamu çalışanlarına daha yüksek maaş ödenmesinin önü açılıyor.
Özlük Hakları Korunacak
Kamuoyunda torba yasa olarak bilinen vergi ve prim alacaklarına ödeme kolaylığı getiren düzenleme ile memurların hastalık, doğum izinleri ile teşvik sistemi konusunda bazı düzenlemeler yapılmıştı.
Bu düzenlemeler şimdi 657 sayılı yasada yapılacak kapsamlı değişiklik altında toplanıyor. Kamuda görev yapan, memur, sözleşmeli memur, işçi statüsündeki tüm çalışanlar, kamu çalışanı adı altında toplanıyor.
Düzenlemelerde, daha çok çalışan, kamuya daha fazla katkı yapan memura yüksek ücret ödenmesinin yolu açılıyor.
Bunun için sicil notu uygulamasının yerine performans değerlendirilmesi getiriliyor.
Bu sistemde, memurun performans notu baz alınarak zam ve ücret ayarlaması yapılacak.



ABD VE İRAN PERDE ARKASINDA SURİYE'Yİ GÖRÜŞTÜ

İran ve ABD hükümeti yetkililerinin, Suriye'de Devlet Başkanı Beşşar Esad rejiminin yıkılması halinde ülkenin kanlı kargaşaya sürüklenmesini engellemenin yollarını görüştüğü bildirildi.

El Arabiya'nın haberine göre Fransa'da yayımlanan Le Figaro gazetesinin sürgündeki bir Suriyeli muhalife dayandırdığı haberde, Amerikalı ve İranlı yetkililerin perde arkasında iki kez bir araya geldiği, bu görüşmelerden birinin Ağustos'ta, diğerinin Eylül'de yapıldığı belirtildi, ancak görüşmelerin nerede olduğu açıklanmadı.
Haberde, yetkililerin Suriye'de Mısır örneğindeki gibi bir yüksek askeri konsey oluşturulması fikrini ele aldığı kaydedildi.
Gazetenin haberinde, Suriye kriziyle yakından ilgili bir Fransız diplomatın da İranlı yetkililerin Şam'da yeni bir hükümet kurulması, "hatta rejimin başında da değişiklik" fikrini benimsediğini söylediği bildirildi.
Fransız diplomat, İran'ın, sınır ötesine yayılabileceği için Suriye'de iç savaştan kaçınmaya kararlı olduğunu belirtti.
Gazetenin haberinde, Tahran ile Şam arasındaki ilişkilerin dengeli olmadığı da ifade edildi.
Görüşmelerde Amerikalı diplomatların İran'dan, Amerikalı askerlerin bu yılın sonuna kadar tamamen çekilmesinden önce Irak'ın istikrarını bozmamasını ve Hamas'la Hizbullah'a desteği kesmesini istediği, İran'ın da ABD'den Suriye'de Esad sonrasında İran'a düşman bir rejimi desteklememesini talep ettiği kaydedildi.
Gazete, tarafların, Suriye'de gelecekteki herhangi bir rejimin "bölgesel" çapta olması ve Ortadoğu'daki farklı güçlerle dostane ilişkileri bulunması gerektiğinde birleştiğini de yazdı.

AA



ABD ASKERLERİNDEN SKANDAL İTİRAF

Amerikan ordusundan beş askerin Afganistan'da sivilleri 'eğlence için' öldürmekle suçlandığı dava, orduda Ebu Gureyb skandalından bu yana en ciddi skandal olarak nitelenen cinayetlerin ayrıntılarını ortaya çıkardı.

Afganistan'da görev yaparken üç Afgan sivili öldürmekle suçlanan çavuş, ölenlerin cesetlerinden anı olarak saklamak üzere parmak kestiğini itiraf etti.
Çavuş Calvin Gibbs, bununla birlikte bu kişilerin öldürülmesinde rol oynamadığını savundu.
26 yaşındaki çavuş kendisine yöneltilen 16 suçlamayı da reddetti. Ancak Gibbs, yargılanan beş sanığın elebaşı olmakla suçlanıyor.
Mart ayında, bir grup askerin Afgan sivillerin cesetleriyle poz verdiği fotoğraflar ortaya çıkmış; bu kişileri öldürür öldürmez kamera karşısına geçtikleri öne sürülmüştü.
Alman Der Spiegel dergisinde yayınlanan fotoğraflarda, askerlerin bir cesedin başını ellerinde tutup gülümsediği görülüyordu.
Bu fotoğraflar mahkemeye delil olarak sunuldu.
Seattle yakınlarında yapılan duruşmada, avukatı, Gibbs'in üç kurbanının parmaklarını kesip bunları savaş anısı olarak sakladığını ve başkalarına hediye ettiğini kabul etti.
Ancak avukat Phil Stackhouse, Gibbs'in bu üç kişinin çatışma sırasında meşru gerekçelerle öldürüldüğünü düşündüğünü, davadaki diğer sanıkların onu bir komplonun içine sürüklediğini öne sürdü.
'Cinayet timi' suçlamaları
Askeri savcı Yüzbaşı Dan Mazzone ise Gibbs'in sırf öldürme isteğini tatmin için cinayet işlediğini savundu.
Buna göre, Gibbs Kandahar yakınında görevli takımın liderliğini, 2009'da liderlerinin çatışmada yaralanması ardından üstlendi ve saldırılar 'intikam' adı altında başladı.

İddialara göre, askerler iki ayrı vakada karşılaştıkları sivilleri yanlarına çağırıp üzerlerine el bombası atarak sonucu izledi.
Mazzone, Gibbs'in ayrıca birlikte uyuşturucu kullanıldığını ihbar eden bir askere saldırılmasına da öncülük ettiğini, bu askeri tehdit ettiğini anlattı.

Soruşturmalar da 18 ay önce uyuşturucu suçlamaları üzerine başlamıştı.
Savcı Mazzone, "Bu takım tamamen kontrolden çıkmış" dedi.
"(Gibbs) Burada zayıf liderler görüyor; bir fırsat seziyor ve çizgiyi aşmaya istekli askerler buluyor" diye konuştu.
Basında 'cinayet timi' diye nitelenen takımın üç mensubu suçlamaları kabul etti ve ifadelerinde sivilleri öldürme fikrinin Gibbs'ten çıktığını; daha sonra olay yerini çatışma sırasında öldürülmüşler görünümü vermek üzere düzenlediklerini söyledi.
Buna göre, askerler çalıntı silahları sivillerin yanına bırakıp onlara saldırgan görünümü veriyorlardı.
Çavuş Gibbs, 2010'un Ocak ayında Kandahar'da silahsız bir çiftçi olan ilk kurbanın ölümüne yol açan el bombasını sağlamakla; Şubat ve Mayıs aylarında da iki kişiyi silahla ya da el bombasıyla öldürmekle suçlanıyor.
Gibbs, beş üyeli askeri mahkeme tarafından suçlu bulunursa, af olanağı olmaksızın müebbet hapis cezasına çarptırılabilir.
Duruşmanın bir hafta sürmesi bekleniyor.
Amerikan Savunma Bakanlığı, suçlamaların ve fotoğrafların utanç verici olduğunu kaydediyor; ancak 'sapkınlık' diye nitelenen bu gibi davranışların ülkede görev yapan 100 bin askere mal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Ancak suçlamalar Irak'taki Ebu Gureyb cezaevinde ortaya çıkan kötü muamele skandalından bu yana askerler arasında disiplin bozukluğuna ilişkin en ciddi skandal olarak niteleniyor.

BBC TÜRKÇE